11 Ekim 2008 Cumartesi

My music producing disappointment

After all those years I have made my own albums at the end. Because i always buy or download an album and i generally like 30% of the songs of that. Actually it is 70% lose economically unused part.

So i decided to make my own albums which i have satisfaction of 100 % . There are 3 i can publish now but after a hard work i can publish 20 more in a day:) thank god i dont need musicians or studios to make an album..
Tribute to Breeze...

This is the first album i made for the spring season.. it is actually like a best of or gold ballads..



This is the second album that i made for the Italian songs.. there are lots of NEK songs in it but it has a reason you should believe me:)

And this last one is for the spanish songs.. They are not the best Spanish songs but you already know i have a reason to put them together:)


As it is clear sometimes however you spend a great effort, that wont bring you joy or happiness. This is kind of a destiny joke or a lifetime rule. You put a great effort, patience, and passion but it wouldn't work. At the end i had my albums done and sold only one. Actually the target achieved but the one who bought my albums didnt praise for that even once. .

my music producing then turned into a disappointment and i just have a memorial archieve which makes me melancolic when i listen them..

life is unfair and you never get to learn it. So dont worry or be fancy about learning this rule. You wont be able to........

P.S : All these album covers are made individually and havent ever used commercially.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Knidos - Datca


Knidos antik kenti Turkiye'nin guneybatidaki en uc noktasinda bulunuyor. Datça'dan 25 km kadar otede bir burunda bulunan antik kent antik cagda çiplak Afrodit heykeliyle meshurmus. Oyle ki diger sehirlerden bu heykeli gormeye gelirmis insanlar. Dunya'daki ilk ciplak tanrica heykelide oldukca ilgi cekici olsa gerek o zamanlar. Gunumzde bu heykel hala bulunamamis. Bir donem Amerika'li arkeologlar tarafindan arastirilan bolge daha sonra Turk arkeologlara birakilmis.

The ancient city "Knidos" is at the farest southwest part of the Turkey. It is a semi-island which is 25 km far from Datca. This city was said to be famous of first nude statue of Aphrodite in the ancient era. That statue is so famous that all people from other cities are used to come to see the nude beauty of the marble Aphrodite:) That statue hasn't been found yet although there are digging researches. American archeologist used to work at the area but now Turkish archeologist are continuing the research.

Şaraplarıyla ünlü Knidos bilim ve sanatta da ileri bir kentti. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksos ve ünlü ressam Polygnotos burada yaşadı

Knidos was used to be famous with its wines but also science and art was at a good level at the city. One of the most famous astronomist and mathematician Eudokos and a famous painter Polygnotos were lived in this city.

Bu tarihi sehre ailem ve kuzenlerimle gittim. Amacimiz hem tarihi bir sehrin kalintilarini gezmek hemde bir yanindan Akdenizi diger yanindan Ege denizini gorebildiginiz bu burnu gormek ve her iki denizde bir kac dakika arayla yuzebilmekti. Manzaranin guzelligine diyecek tek kelimemiz yok ama kiyidan denize girmek pek te ayni guzellikte degildi. Yosunlarla kapli deniz istedigimiz keyfi vermekten uzak kaldi. Ancak bir ara iskeleden o tertemiz denize atlamak biraz olsun oraya kadar gitmis olmamizin guzel yani oldu.

Milli park ve muze olarak tanimlanan bu kalinti alanina giris ucreti 10 YTL. Ancak ogrenci, ogretmen ve emekliler bu ucretten muaf tutulmus. Park icerisinde yemek yiyebileceginiz ve icecek alabileceginiz bir restoran disinda hicbir yer yok. ayrica Knidos yolu da virajlar ve bozuk satihlarla dolu dar bir yol oldugundan cok konforlu degil. Ancak yol kenarinda durup bakmak isteyeceginizessiz manzaralar ve agaclardan keciboynuzu (harnup) koparip tadina bakma imkaniniz var.

Sonunda bu guzel manzara esliginde buradan ayrilarak yuzmek istiyorum diyerek basimizin etini yiyen kuzenim icin Datca'ya donduk.

Datca yine az el degmis turistik beldelerimizden biri.. Bence bu avantajini uzak olusundan, yolunun virajli olusundan ve buraya gelmek icin gokova marmaris gibi daha populer tatil merkezlerinin icinden gecmek durumunda olusu sayesinde korumakta.

Son derece sakin bir tatil beldesi olan Datca emsallerine gore biraz daha da ucuz. Unlu sair CanYucel ve onun bu sehre aski sayesinde biraz daha unlenmis olmasi da bir gercek. Denizi son derece temiz ve kumu cok guzel. ayrica aksam satlerinde restoranlari kumsala tasarak cok degisik bir keyif veriyor.

13 Ağustos 2008 Çarşamba

I am the muffin man...

eFrom childhood to nowadays i have always loved muffins.. cream, marmelade, nuts, lemon, fruits, cocoa, etc.. every kind of muffins are welcome to my taste:) But i recognized that i have never make my own muffin.. That made me a little sad because i have always said that i am good at cooking..
Then i just started to search for receipts from internet and i was thinking to start with a simple one. then i found my recipe. and started to prepare my own muffin.. yummy!!!!

Unfortunately i forgot to take pics when i preare the flour but i will write my recipe here that would help:P Here is the;

ingredients (for 8 muffins)
70 g of butter
130 g of sugar
200 ml milk
250 g of flour
1 pck baking powder
1 pck baking soda
1 pck vanilla
2 eggs
a pinch of cocoa
100 g hazel nuts.

after baking to decorate
some nutella (depends on how much you want)
some balck berry jel
coconut powder

Preparation
Mix vanilla baking powder and soda int oflour and add sugar.
In an other cup mix the eggs, milk and melted butter.
then add the second mixture in first.
here is the hint .. dont mix too much if yu want good muffins.
then add the hazelnuts inside the mixture
pour it into muffin tray.
cook at 200°C about 13-18 minutes.

after they are cooked and cooled. put some nutella on them and then add some coconut powder and finally blackberry jel on them..


they were delicious:P

Ozgul's Departure...

Sometimes we don't even think somebody is leaving away from our lives till he or she goes away. We always think that our relationship will end forever. That is why we continuously postpone to do something together, share the time and the memories. But when the day comes, we unfortunately understand that we had a mistake to postpone to be together..
Departure of Ozgul is such a story for most of us. We all think that we would have more time together when she was around Izmir. Now she is leaving Izmir and going to settle at Bursa. We all can not say that would be bad for her of course but again we are some kind of upset. It is not for her leaving actualy as i mentioned upwards it is the regret of spending less time then we could with her.

Now she is going to work at Bosch at Bursa and we all hope she will be succesful and happy there. Best wishes for you Ozgul............

29 Temmuz 2008 Salı

Pedallarin ardindan..

Oylesine bir kacis gibiydi gorunen.. Yada cilginlikti 70 km pedal cevirmek bazilarina gore.. Ama bana gore bir "keske"yi azaltmakti akip giden hayattan..

Ve aynen oyle oldu.. inanilmaz keyifle gectim yollardan.. sabah kahvalti yaparken Kordon'da Izmir'in gevregi ve sicacik taze cayla birlikte herseyi unuttum sadece martilarin cigliklari ve ise yetismeye calisan insanlarin sessiz sohbetleri dolasti aklimda.. sonra Korfezin etrafini dolastim tekerleri donerken bisikletimin..

Kimse tanimazdi beni boyle kimse olmazdi hayatimdan beni gorebilecek.. o yuzden rahattim alabildigine .. Hatta Guzelyali'da denize nazir bir agac altinda 1 saat kestirecek kadar rahattim..

A
rdindan Inciralti'nda gelip gecenlerin biraz saskin biraz da garipseyen bakislarinin altinda oyle cimlere uzanmis koca bir sirt cantasi ve bisikletle golgenin keyfini surup denizi seyreden bir adam oluverdim..

Gunesin biraz hararetini azalttigina kanaat getirdigimde ciktim tekrar yola.. Urla yollari metre metre eksilmeye basladi. Yolda beni her goren arac nerdeyse bir el, korna yada far selami verdi.. Bisikletciye alisik olmayan yurttasim beni turist zanneti hic suphem yok orasindan.. cunku karsi yonden gelenler bu denli arkadas canlisi olurken benimle ayni yone gidenler daha cok arkamdan aci aci kornalar yada uzerime uzerime arabayi surmeler gibi sekillerde gosterdi sempatisini.. Ben kendimce bir sebep buldum bunada tabiki.. gidilen yon tatil yonu gelinen yon ise koca sehir.. stresini atanlar daha bi sempatiyle daha nazikce selam verirken henuz stresini atamayip bunun icin o yone gidenler buyuk sehrin stresini yansitti biraz:))

Yolda durakladigim yerdeki ilgi beni memleketimin insanini biraz daha sevmeye itti.. o mola verdigim yerde bana sattigi taze domates biberlerle sandvic hazirlayan teyze, "yahu kardesim bu sicakta yorma kendini gel ben seni arabamla gotureyim" diyen iyi niyetli amca.. Su almak icin durdugum koy bakkalinin onlar doguk degil deyip kendi ictigi sudan doldurmasi matarama.. Tatli insanlarin ulkesi yapti bir anda oyle okkali kufurler savurdugumuz kent krolarina inat..

Aksam saatlerinde bir son gayretle ulastim Alacati'ya.. Kamp kuracagim alan kamplara kapatilmisti.. bu haberle o yorgunluk ne kadar agir bir sekilde coktu omuzlarima anlatamam. Ama Jandarma arkadaslar sagolsun benim o caresiz yorgunlugumu gorunce bana bir yer gosterdiler. Esprili Astegmende son noktayi koydu "komutanim burada kamp yapmak yasak degil mi?" diye soran cavusun bu heves kirici sozune cevap olarak. "Oglum yasak tamam da kime sikayet edecekler burda kamp yapiyorlar diye?" Yurdum insani iste:)

Kamp icin kendime uygun bir zemin buldugum anda attim sirt cantasini yere ve basladim yerdeki taslari temizlemeye.. Hala o yorgunlukla bunlari nasil yaptigimi bilmiyorum ama bir kac dakika sonra cadirimi kurmaya baslamistim.. Eskiden ne zordu cadirlari kurmak.. simdi 10 dakika bile surmuyor.. ve tabiki benim aklima hep o hababam sinifindaki Badi Ekrem'in (Sener Sen) cadiri ters kurmus hali geliyor. Hakikaten nasil yapmislar onu oyle hala merak ederim bir gun o tip bir cadir bulup deneyecegim:)))

Bana uygun yer olarak gosterilen alan tam da Alacati Surf okullarinin oldugu koya 20 metre mesafedeydi o yuzden gun boyu kalabalik olsada gece ben ve karavanla surf yapmak icin gelen Fransiz komsularim kaliyorduk oralarda.

Ertesi gun deniz gunes ve oylece dinlenmeyle gecti.. Aksam uzeri de Alacati'nin merkezine bir ufak gezi koyuverdim.. Kucuk sirin bir yer Alacati.. sokaklari ve sakin insanlariyla ve de en onemlisi her araya sikistirilmis irili ufakli cay bahceleriyle son derece sevimli bir kasaba.. Antika pazari da gezmeye degr gercekten.. kendinize illaki birsey bulursunuz orada.. Ayrica ucuza su alabilceginiz kucuk marketleri de var:))) Kamp alanimin etrafinda su veya herhangi birsey alabilecegim bir yer olmadigi icin bu buyuk nimetti:)

Aksam kampta sakin bir gece jel isiticida demlenmis bir bardak cay biraz da cekirdek citlamaya.. uzun zamandir boylesine sade sakin bir zaman gecirmedigimin farkina varmanin huzuru ve icimde donup dolasan ve aklimin odalarinda beni uyusturan onca seyden Alacati'nin o meshur ruzgariyla hic ilgilenmeden gecen bir kac saat.. huzur..

Bir sonraki gun gunes erken saatte vurunca cadira uynamamak imkansizdi o yuzden kalktigim gibi giyip deniz sortumu ciktim cadirdan. havluyu atip kumsala orda devam etmek niyetiyle.. oyle de yaptim ama biraz uzatinca bu uykuyu sirtima her ne kadar koruma faktorlu gunes kremi surmus olsamda bir hayli yandim.. Bu yanmanin acisi cikmadan dolasmak lazim biraz diyerek attim kendimi yola.. otostopla ilica yoluna dustum. Su meshur Kumrucu Sevki'ye gitmeden geri donmek olmazdi.. Gidip o tadi kesfettikten sonra da bu fikri her kim aklima soktuysa (sanirim bir ara cnnturk'te "yol ustu lezzet duraklari" programinda gormustum) onlara bir tesekkur edip dolasmaya basladim ilicada. Bir sonraki gun de cesme de dolastim gunduzun o sicak saatlerinde..

Ayakustu sohbetler kahve icmeye cagirmalarla devam etti Fransiz komsularimla. Cok sempatik insanlardi ve cok insancil. Turkiye'yi cok seviyorlardi ve bu 4. gelisleriydi. Guzergahlarinda Efes Datca ve istanbul vardi daha sonrasi icin. Spor egitmeni olan Xavier sorf konusundaki hevesimi gorunce ogreteyim sana istersen dedi.. Benim icin bulunmaz nimetti bu ve hemen buyuk bir sevkle basladim derslere.. kisaca ve temel seyleri ogretti Xavier ama cok keyifliydi acikcasi. O board'in uzerinde yelkene hukmetemeye calisirlken ruzgar sizi bir kac metre suruklediginde aldiginiz hazzi cok az sey yasatir herhalde..

Oyle boyle derken bir kac gunluk macera sona erdi.. gitmek zor degildi.. bisikletle gitmek ise zordu.. bir cok kisinin delimisin sen sozlerine ragmen gitmek dah ada bir keyifliydi sanki.. Kendine meydan okurken birde o gidemezsin diyenlere meydan okumak gibi birseydi sanki.. Ama en cok kendinden kacisti gidisim.. dertlerimden askimdan ve caresizligimden.. kacinca degisir mi ? hayri degismedi degismeyecekti de ama ben biraz nefes alacaktim. derin derin de cektim icime..
yine olsa yine yaparim diyebilecegim birsey. Pisman degilim hakim bey.. Sizde kendinize boyle kacislar yapin bence.. gittiginizde herseye ragmen anlayacaksi
niz ne demek istedigimi..






17 Temmuz 2008 Perşembe

uzaklara pedal cevirmek

Gunu geldi artik.. yillardir gitmek icin hayal kurdugum ancak bir kac saat sonrasinda unutulmuslar arasinda yerini alan bir uhde.. Bisikletle sahil turu.. Bu hafta neendir bilinmez! karar verdim. Maddi olarak zorlanacak ta olsam yinede gidiyorum dedim ne olursa olsun... Ve gunu geldi catti. Bisikletim sirt cantam, cadirim, olta takimlarim ve gerekli hemen hemen hersey hazir su anda. Ben hazirmiyim? evet sanirim.. uzaklasmak tek basina kilometrelerce pedal cevirmek ve kendinle basbasa kalmak o kadar cazip geliyor ki su anda tamamen hazirim diyebilirim. Oyle bir guzergah secmek durumunda kaldim ki sanki birine gidiyor gibi oldu.. ama kimseye gitmiyorum aslinda. kendime bile degil.. bir yere bile degil bu gidis.. sadece gitmek yolda insanlari gormek onlarla konusmak sonra devam etmek. bir kac domates biraz beyaz peynir biraz ekmek... restoranlardan, marketlerden ve insanlarin oturup hizmet almaktan keyif aldigi heryerden uzak dolasmak durmak.. Sanirim buna cok ihtiyacim var...


kendime bisiklet kaski bile aldim.. eldivenim mataram ve dezenfektan ilaclarim da hazir.. kene korkusu da yok hic icimde.. Gidiyorum ben bir kac saat sonra..


Sabahin 5 inde cikip herkes uyurken kacmak istiyorum bu sehirden.. uzaklasmak lazim daha insanlar kalkip caysuyunu koymadan benim sehirden cikmis olmam lazim..


Gidiyorum ben.. Bisikletle.. uzun mesafelere... hemen hepinizin en az bir kez hayal ettigi sekilde hemde.. belki size de ilham olur bu gidisim.. Belki sizinde hayatinizdan bir "keske"niz azalir benim gibi...


Gidiyorum ben...
haydi eywallah...

10 Haziran 2008 Salı

Gunebakan

Bir yolun kenarinda bir aycicegi varmis bir zamanlar. O aycicegi bir yolcudan gunesin guzelligini duymus. Oyle ovuyormus yolcu gunesi ki, isik sactigindan bitkileri buyuttugunden, insanlari ve dunyayi amansiz kis soguklarindan korudugundan , geceyi ve gunduzu belirlediginden , hayati duzene soktugundan ballandira ballandira anlatiyormus yanindakine. Ama aycicegi de dinliyormus belli etmeden. Yolcu uzaklasinca dusunmus, nerde olabilir ki bu gunes ?

Ne kadar da iyi, ne kadar da yuce birsey bu gunes demis ve dusundukce buyutmus icinde ve ona asik olmaya baslamis. Icinde gunesi bir kez dahi olsa gormek istegi oyle buyumus ki, gunes der baska birsey demez olmus. Ama onu hic gorememis etrafinda. Gunler gecmis boylece ve o gunesi beklemis durmus o yorelerden gecsin diye.

Bekledigi, aradigi, ugruna hayaller gordugu gunesin, aslinda her gun onu gordugunu dusunememis hic . Cunku oyle kurmus ki kafasinda gunesi , aslinda orda basinin hemen ustunde oldugunu anlayamamis. Her gun gozunun icne baktigini bilememis.

Neden sonra bir gun yine o yoldan gecen bir yolcu gunesi isaret ederek “su gunes e bak yahu yine yakti kavurdu bizi” demis. O anda anlamis o tepede paril paril duran seyin gunes oldugunu ve o gunden itibaren hep yuzunu ona cevirmis gun boyunca.

O gun bu gundur , gunebakan demisler aycicegine. Ayciceginin gunese askiymis aslinda onun hep gunese yuzunu cevirmesinin sirri.

Hikaye burda biter sanmis herkes ama o ask birgun gelmis o gunebakanin butun ozunu kurutmus, suyunu buharlastirmis ve oldurmus gunebakani. O olup giden gunebakanin anisina o gun bugun butun gunebakanlar gunese asik olmus imkansiz oldugunu bile bile ve hicbiri kavusamamis asik olduguna.

-Bitti-

3 Haziran 2008 Salı

Can Yucel

En yakası açılmadık küfürlerden en acılı ağıtlara; en afili sokak ağızlarından en yoğun sevda ve sevgi şiirlerine; cin gibi zeka pırıltılarından en yalın, en sade söyleyişlere kadar her şeye yer verir siirinde. Can yucel bahsettigim unlu sair bir cok kimse taniyacaktir bu tanimla onu zaten. Zamanin meshur milli egitim bakani Hasan Ali Yucel'in ogludur. Klasik floloji okumus ve aykiri dizeleri gibi aykiri bir hayat yasamistir. Datca'da yasamis ve orda hayata gozlerini yummustur. Bir kac siirinden ornekler yazmak istedim.. sanki beni anlatir gibi olanlarindan ozellikle...


Buluşmak Üzere
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

.............

Değişik
başka türlü bir şey benim istediğim:
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
...

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

ve devam eder .......





31 Mayıs 2008 Cumartesi

benvenuto a solezza

La vita è strano perche tre giorni fa mi sentivo che posso cambiare il mondo. Ma poi adesso mi sonto che non sono una parte di questo mondo. non voglio fare niente e non credo che posso cambiarmi perfino. La vita è duro, la vita è inguisto, la vita è merda, la vita è stronsa.. Pero dobbiamo continuare di respirare.. se non ha il corragio di uccidersi. Perciò dobbiamo dimenticare quelli che sono ci fatti sentirsi male.

sono sicuro che tutti che hanno letto questa scrittura hanno capito che sono seperato dalla mia fidanzata. Si, è vero.. ma questo non è tutto.. sono triste di vivere una fine così. io ero sempre il lato chi stava darendo.. ma lei non ha voluta di amarmi.. non c'era niente di fare ed ancora non c'è niente di fare.. la solezza a rivenuta a me... non
c'è niente di dice.. ma solo benvenuta...

29 Mayıs 2008 Perşembe

marifet degilsede yasamak...

Hayat hos surprizlerle doludur kimi zaman. Kimi zamanda kabuslar gunduz cikar insanin hayal dunyasindan gozlerinin onune . Ne zordur bilirmisin? Yada sence zor olan nedir? Belirsizlik mi? Yalnizlik mi? Beklemek mi? Yoksa umut etmek mi?
Zordur hepsi yeri geldiginde..
Ama umut ediyorsan bir belirsizligin tam da icinde, yalniz basina bekliyorsan iste o zaman zordur hayat.

...ve umut ettigin, belirsizligi olusturan, beklenilen kisiyse seni yalniz birakan daha da zorlasir.

...ve sen beklediginin gelmeyecegine, umut ettiginin olmayacagina, belirsizligin cozulmeyecegine, yapayalniz kalacagina inanirsan en zor haline gelir hayat..
Zordur vesselam
yasamasi da olmesi de
ama hala yalnizsan ,
umuyorsan,
belirsizlikteysen,
umut ediyorsan,
yasamaya mecbursundur, olemezsin
velhasili
marifet degilsede yasamak yinede guzeldir