gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Brezilya Yazilari –2 : Rio de Janeiro

DSC09987 [50%]Brezilya yazilarinin ikinci bolumu bir cok kisi tarafindan Brezilya’nin baskenti olarak ta bilinen Rio de Janeiro hakkinda. Ne yazikki bu guzel sehirde 3 gun kalabildigim icin hakkinda cok detayli seyler yazamayacagim.



DSC09624 [50%]Rio de Janeiro, Sau Paulo’nun kuzeyinde ucakla 1 saat mesafede bir sehir. Yaklasik nufusu 4 milyon civarinda. sehrin buyuyk bir kismi denizin iclere kadar kanalciklar seklinde girmesi sebebiyle yarimadalar uzerinde kurulmus durumda. Sehrin ne tarafina bakarsaniz bakin denizi gorebiliyorsunuz. Rio de Janeiro'da nerde kalinir sorusuna ise oldukca fazla yanit var. Ben bir is gezisi icin gittigimden ve havaalanina yakin bir yer arayisinda oldugumdan  Santos Dumont Havaalani'na cok yakin olan Ibis Hotel'de kaldim ancak Copacabana tarafina gittiginizde inanilmaz luks otellerden uygun otellere kadar bir cok secenek bulacaksiniz.


Rio de Janerio’ya giderseniz mutlaka gormeniz gereken uc yer var bence. birincisi COPACABANA plaji. Bence gordugum en guzel sahil seridiydi diyebilirim. toz gibi ince altin renkli kumu, cok genis ve temiz plaji ve etrafta otellerin kapattigi alanlari, kafeteryalarin isgal ettigi bolumleri olmayan tamamen dogal haliyle birakilmis bir plaj. Elbette hemen ardindan cadde ve sonrasinda oteller basliyor ama en azindan plaja bulasmamislar.



Eger sansliysaniz benim gibi spontane gelismis bir Capuera gosterisi izleyebilir Capueracilarla sohbet edip fotograf cektirebilirsiniz. Fotografta ayagini yukari kaldirmis olan Osvaldo’nun capuerada iki ulusal sampiyonlugu varmis ancak su siralar yegenleri ve kucuk ogluyla turistlere capuera gosterisi yapiyor.
DSC09737 [50%]DSC09631 [50%]



















Ikinci yer ise CORCAVADO tepesi, Rio’nun o meshur Isa heykelinin oldugu dik tepe. Burasi hem o devasa heykeli gormek hemde sehrin essiz manzarasini seyretmek icin cok guzel bir konumda. dort tarafinda yesil ve maviyle ic ice beyaz binalari ve sehrin her yanina yayilmis adaciklar ve yarimadalari seyrederken buyuk keyif aliyorsunuz. Size onerim oradaki hediyelik esya dukkanlarindan pek birsey almamaniz zira aksamuzeri Copacabana plajinin hemen arkasindaki kaldirimlarda 3’te bir fiyatini ayni hediyelikleri alabilirsiniz.
DSC00073 [50%]
DSC09757 [50%]




















Ucuncu mekan ise tabiki efsane Maracana stadi. ne yazikki ben buranin icine girme sansini yakalayamadim. Ancak 5 dunya kupasi kazanan bir ulkenin simgesi haline gelmis 136.000 kisilik Maracana stadini da gormeden gelmemek lazim.


DSC09782 [50%]DSC09779 [50%]Elbette bu guzel sehirde dolasirken dikkatli olmayi da ihmal etmemelisiniz. Ozellikle de sokaklarda yatan evsiz insanlarin fotograflarini cekmeniz onlari cok rahatsiz edecegi gibi pesinize takilmalari da sizi cok rahatsiz edecektir. Brezilya’ya beraber gittigim is arkadasimin bu fotograf sevdasi benim de onun da bir hayli tedirgin olmamiza yolacti. Bir evsiz dakikalarca bizi takip etti en sonunda bir taksiye binerek oradan uzaklastik.. dolasirken mutlaka her 50-100 metrede bir yerel halkin bolca istifade ettigi kafe tarzinda hazir yiyeceklerin yani sira tropik meyve sularinin taze olarak servis edildigi dukkanlara ugrayip meyve sularini tatmalisiniz. Hatta taze hindistancevizini delip bir pipet takarak elinize alip icerek dolasabilirsiniz. bence bunu mutlaka deneyin:)

16 Temmuz 2009 Perşembe

Brezilya yazilari 1: Sao Paulo

Brezilya; dunyanin obur ucu bizim icin . Bir is seyahati vasitasiyla gitmek sansini yakaladim. Sao paulo , Santos ve Rio de Genairo da 15 gun kalarak hayatimin ender tecrubelerini edindim. Oncelikle nasil gidilir, nerede kalinir, ne yenir ne icilir ondan bahsetmeli.


Brezilya Turkiye vatandaslarindan Turistik vize istemiyor ancak 90 gun uzerinde kalacaksaniz o zaman vize icin basvurmaniz gerekiyor. bu konuda gerekli bilgiyi Ankara'daki buyukelcilik, istanbuldaki konsololuk ve izmir fahri konsoloslugundan alabilirsiniz. yolculuk icin bir kac havayolu alternatifi var ancak en mantikli ve hesapli olani THY nin mayis ayinda baslattigi istanbul-Sao paulo ucuslari. Eger erken alirsaniz biletinizi 550 Euro ya gidis donus bilet bulabilirsiniz. Ucus 17 saat suruyor ve Dakar (Senegal) de bir teknik stop var. Ancak isterseniz paris yada amsterdam aktarmali KLM veya Iberia ile de ucabilirsiniz ancak bu durumlarda transit schengen vizesine ihtiyac duyabilirsinizi bunu arastirmayi ihmal etmeyin.

Sao paulo 14 milyonu asan nufusuyla Latin amerika nin en buyuk sehri. sehir gokdelenler ve yuksek binalarla dolu ozellikle avenue de paulista ve bom retiro bolgesinde 40-50 katli binalari gormek icin basinizi yukari cevirmeniz yeter. Otel tercihinizi Pinheiros, jardim paulista, consoluçao yada hygenapolis bolgelerinden secmek akillica olur zira bu bolgeler sehrin daha guvenli bolgeleri. 3-4 yildizli oteller avrupaya gore bir miktar daha ucuz. iyi bir otelde 35-70 Euro ya kalabilirsiniz.



Ozel bir Brezilya barbekusu olan Carruscia restoranlarina mutlaka gidin. 50yi asan salata barindan istediginizi alirken biraz sonra servisine baslanilacak olan barbeku etleri hesaba katmanizi oneririm. yemegin yaninda kirmizi sarap tercihi yanisira tamamen Brezilya ya has olan Guarana da icebilirsiniz. Ben 15 gun kaldigim Brezilya da baska hic birsey icmedim diyebilirim:) Ayrica Capirinha ve Capirosca icmeden de brezilyadan gelmemek lazim.

Sao paulo ya gelecekseniz trafikte takilip kalmayi 1-2 saatte 5-6 km gidebilmeyi de goze almalisiniz. ayrica ucus saatiniz eger is cikis saatlerine yakinsa normalde 1 saat suren havaalani yolunu 2 bucuk saatte de gidebileceginizi unutmayin.

Brezilya halki gercekten cok cana yakin ve bir o kadar da yardimsever o yuzden cok yabancilik cekmesenizde ingilizce bilen insan bulmanin zorlugu da sizi bir o kadar zor durumda birakabilir.

Ayrica herhangi bir markette rahatlikla bulabileceginiz egzotik meyvelerin tadina bakmayi da ihmal etmeyin . Bazi meyveleri taniyor biliyor olsakta bazilarini ilk defa orada goreceginizden hic supheniz olmasin. Hatta biz Rio de Janeiro dan aldigimiz bir meyveyi Sao Paulo'da bir kafede tadarken bir cok Brezilyali ilginc bakislarini gizleyemedi cunku onlar da ilk defa goruyorlardi bu meyveyi.

Brezilya nin para birimi REAIS. 1 Amerikan Dolari 1.9 Reais e esit. Ancak harcamalarinizi hemen her yerde kredi kartiyla yapabilirsiniz. dikkat etmeniz gereken sey bazi isyerlerinde sadece VISA yada sadece MASTERCARD gecerli olabiliyor. Yine odeme icin kart uzattiginizda size bir soru yoneliyor. Uzunca bir sure bu soruyu anlayamayacaginiz icin bunun; Credito o debito yani kredi karti mi banka karti mi sorusu oldugunu bilmeniz cok isinize yarayacaktir.


18 Ağustos 2008 Pazartesi

Knidos - Datca


Knidos antik kenti Turkiye'nin guneybatidaki en uc noktasinda bulunuyor. Datça'dan 25 km kadar otede bir burunda bulunan antik kent antik cagda çiplak Afrodit heykeliyle meshurmus. Oyle ki diger sehirlerden bu heykeli gormeye gelirmis insanlar. Dunya'daki ilk ciplak tanrica heykelide oldukca ilgi cekici olsa gerek o zamanlar. Gunumzde bu heykel hala bulunamamis. Bir donem Amerika'li arkeologlar tarafindan arastirilan bolge daha sonra Turk arkeologlara birakilmis.

The ancient city "Knidos" is at the farest southwest part of the Turkey. It is a semi-island which is 25 km far from Datca. This city was said to be famous of first nude statue of Aphrodite in the ancient era. That statue is so famous that all people from other cities are used to come to see the nude beauty of the marble Aphrodite:) That statue hasn't been found yet although there are digging researches. American archeologist used to work at the area but now Turkish archeologist are continuing the research.

Şaraplarıyla ünlü Knidos bilim ve sanatta da ileri bir kentti. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksos ve ünlü ressam Polygnotos burada yaşadı

Knidos was used to be famous with its wines but also science and art was at a good level at the city. One of the most famous astronomist and mathematician Eudokos and a famous painter Polygnotos were lived in this city.

Bu tarihi sehre ailem ve kuzenlerimle gittim. Amacimiz hem tarihi bir sehrin kalintilarini gezmek hemde bir yanindan Akdenizi diger yanindan Ege denizini gorebildiginiz bu burnu gormek ve her iki denizde bir kac dakika arayla yuzebilmekti. Manzaranin guzelligine diyecek tek kelimemiz yok ama kiyidan denize girmek pek te ayni guzellikte degildi. Yosunlarla kapli deniz istedigimiz keyfi vermekten uzak kaldi. Ancak bir ara iskeleden o tertemiz denize atlamak biraz olsun oraya kadar gitmis olmamizin guzel yani oldu.

Milli park ve muze olarak tanimlanan bu kalinti alanina giris ucreti 10 YTL. Ancak ogrenci, ogretmen ve emekliler bu ucretten muaf tutulmus. Park icerisinde yemek yiyebileceginiz ve icecek alabileceginiz bir restoran disinda hicbir yer yok. ayrica Knidos yolu da virajlar ve bozuk satihlarla dolu dar bir yol oldugundan cok konforlu degil. Ancak yol kenarinda durup bakmak isteyeceginizessiz manzaralar ve agaclardan keciboynuzu (harnup) koparip tadina bakma imkaniniz var.

Sonunda bu guzel manzara esliginde buradan ayrilarak yuzmek istiyorum diyerek basimizin etini yiyen kuzenim icin Datca'ya donduk.

Datca yine az el degmis turistik beldelerimizden biri.. Bence bu avantajini uzak olusundan, yolunun virajli olusundan ve buraya gelmek icin gokova marmaris gibi daha populer tatil merkezlerinin icinden gecmek durumunda olusu sayesinde korumakta.

Son derece sakin bir tatil beldesi olan Datca emsallerine gore biraz daha da ucuz. Unlu sair CanYucel ve onun bu sehre aski sayesinde biraz daha unlenmis olmasi da bir gercek. Denizi son derece temiz ve kumu cok guzel. ayrica aksam satlerinde restoranlari kumsala tasarak cok degisik bir keyif veriyor.

29 Temmuz 2008 Salı

Pedallarin ardindan..

Oylesine bir kacis gibiydi gorunen.. Yada cilginlikti 70 km pedal cevirmek bazilarina gore.. Ama bana gore bir "keske"yi azaltmakti akip giden hayattan..

Ve aynen oyle oldu.. inanilmaz keyifle gectim yollardan.. sabah kahvalti yaparken Kordon'da Izmir'in gevregi ve sicacik taze cayla birlikte herseyi unuttum sadece martilarin cigliklari ve ise yetismeye calisan insanlarin sessiz sohbetleri dolasti aklimda.. sonra Korfezin etrafini dolastim tekerleri donerken bisikletimin..

Kimse tanimazdi beni boyle kimse olmazdi hayatimdan beni gorebilecek.. o yuzden rahattim alabildigine .. Hatta Guzelyali'da denize nazir bir agac altinda 1 saat kestirecek kadar rahattim..

A
rdindan Inciralti'nda gelip gecenlerin biraz saskin biraz da garipseyen bakislarinin altinda oyle cimlere uzanmis koca bir sirt cantasi ve bisikletle golgenin keyfini surup denizi seyreden bir adam oluverdim..

Gunesin biraz hararetini azalttigina kanaat getirdigimde ciktim tekrar yola.. Urla yollari metre metre eksilmeye basladi. Yolda beni her goren arac nerdeyse bir el, korna yada far selami verdi.. Bisikletciye alisik olmayan yurttasim beni turist zanneti hic suphem yok orasindan.. cunku karsi yonden gelenler bu denli arkadas canlisi olurken benimle ayni yone gidenler daha cok arkamdan aci aci kornalar yada uzerime uzerime arabayi surmeler gibi sekillerde gosterdi sempatisini.. Ben kendimce bir sebep buldum bunada tabiki.. gidilen yon tatil yonu gelinen yon ise koca sehir.. stresini atanlar daha bi sempatiyle daha nazikce selam verirken henuz stresini atamayip bunun icin o yone gidenler buyuk sehrin stresini yansitti biraz:))

Yolda durakladigim yerdeki ilgi beni memleketimin insanini biraz daha sevmeye itti.. o mola verdigim yerde bana sattigi taze domates biberlerle sandvic hazirlayan teyze, "yahu kardesim bu sicakta yorma kendini gel ben seni arabamla gotureyim" diyen iyi niyetli amca.. Su almak icin durdugum koy bakkalinin onlar doguk degil deyip kendi ictigi sudan doldurmasi matarama.. Tatli insanlarin ulkesi yapti bir anda oyle okkali kufurler savurdugumuz kent krolarina inat..

Aksam saatlerinde bir son gayretle ulastim Alacati'ya.. Kamp kuracagim alan kamplara kapatilmisti.. bu haberle o yorgunluk ne kadar agir bir sekilde coktu omuzlarima anlatamam. Ama Jandarma arkadaslar sagolsun benim o caresiz yorgunlugumu gorunce bana bir yer gosterdiler. Esprili Astegmende son noktayi koydu "komutanim burada kamp yapmak yasak degil mi?" diye soran cavusun bu heves kirici sozune cevap olarak. "Oglum yasak tamam da kime sikayet edecekler burda kamp yapiyorlar diye?" Yurdum insani iste:)

Kamp icin kendime uygun bir zemin buldugum anda attim sirt cantasini yere ve basladim yerdeki taslari temizlemeye.. Hala o yorgunlukla bunlari nasil yaptigimi bilmiyorum ama bir kac dakika sonra cadirimi kurmaya baslamistim.. Eskiden ne zordu cadirlari kurmak.. simdi 10 dakika bile surmuyor.. ve tabiki benim aklima hep o hababam sinifindaki Badi Ekrem'in (Sener Sen) cadiri ters kurmus hali geliyor. Hakikaten nasil yapmislar onu oyle hala merak ederim bir gun o tip bir cadir bulup deneyecegim:)))

Bana uygun yer olarak gosterilen alan tam da Alacati Surf okullarinin oldugu koya 20 metre mesafedeydi o yuzden gun boyu kalabalik olsada gece ben ve karavanla surf yapmak icin gelen Fransiz komsularim kaliyorduk oralarda.

Ertesi gun deniz gunes ve oylece dinlenmeyle gecti.. Aksam uzeri de Alacati'nin merkezine bir ufak gezi koyuverdim.. Kucuk sirin bir yer Alacati.. sokaklari ve sakin insanlariyla ve de en onemlisi her araya sikistirilmis irili ufakli cay bahceleriyle son derece sevimli bir kasaba.. Antika pazari da gezmeye degr gercekten.. kendinize illaki birsey bulursunuz orada.. Ayrica ucuza su alabilceginiz kucuk marketleri de var:))) Kamp alanimin etrafinda su veya herhangi birsey alabilecegim bir yer olmadigi icin bu buyuk nimetti:)

Aksam kampta sakin bir gece jel isiticida demlenmis bir bardak cay biraz da cekirdek citlamaya.. uzun zamandir boylesine sade sakin bir zaman gecirmedigimin farkina varmanin huzuru ve icimde donup dolasan ve aklimin odalarinda beni uyusturan onca seyden Alacati'nin o meshur ruzgariyla hic ilgilenmeden gecen bir kac saat.. huzur..

Bir sonraki gun gunes erken saatte vurunca cadira uynamamak imkansizdi o yuzden kalktigim gibi giyip deniz sortumu ciktim cadirdan. havluyu atip kumsala orda devam etmek niyetiyle.. oyle de yaptim ama biraz uzatinca bu uykuyu sirtima her ne kadar koruma faktorlu gunes kremi surmus olsamda bir hayli yandim.. Bu yanmanin acisi cikmadan dolasmak lazim biraz diyerek attim kendimi yola.. otostopla ilica yoluna dustum. Su meshur Kumrucu Sevki'ye gitmeden geri donmek olmazdi.. Gidip o tadi kesfettikten sonra da bu fikri her kim aklima soktuysa (sanirim bir ara cnnturk'te "yol ustu lezzet duraklari" programinda gormustum) onlara bir tesekkur edip dolasmaya basladim ilicada. Bir sonraki gun de cesme de dolastim gunduzun o sicak saatlerinde..

Ayakustu sohbetler kahve icmeye cagirmalarla devam etti Fransiz komsularimla. Cok sempatik insanlardi ve cok insancil. Turkiye'yi cok seviyorlardi ve bu 4. gelisleriydi. Guzergahlarinda Efes Datca ve istanbul vardi daha sonrasi icin. Spor egitmeni olan Xavier sorf konusundaki hevesimi gorunce ogreteyim sana istersen dedi.. Benim icin bulunmaz nimetti bu ve hemen buyuk bir sevkle basladim derslere.. kisaca ve temel seyleri ogretti Xavier ama cok keyifliydi acikcasi. O board'in uzerinde yelkene hukmetemeye calisirlken ruzgar sizi bir kac metre suruklediginde aldiginiz hazzi cok az sey yasatir herhalde..

Oyle boyle derken bir kac gunluk macera sona erdi.. gitmek zor degildi.. bisikletle gitmek ise zordu.. bir cok kisinin delimisin sen sozlerine ragmen gitmek dah ada bir keyifliydi sanki.. Kendine meydan okurken birde o gidemezsin diyenlere meydan okumak gibi birseydi sanki.. Ama en cok kendinden kacisti gidisim.. dertlerimden askimdan ve caresizligimden.. kacinca degisir mi ? hayri degismedi degismeyecekti de ama ben biraz nefes alacaktim. derin derin de cektim icime..
yine olsa yine yaparim diyebilecegim birsey. Pisman degilim hakim bey.. Sizde kendinize boyle kacislar yapin bence.. gittiginizde herseye ragmen anlayacaksi
niz ne demek istedigimi..






17 Temmuz 2008 Perşembe

uzaklara pedal cevirmek

Gunu geldi artik.. yillardir gitmek icin hayal kurdugum ancak bir kac saat sonrasinda unutulmuslar arasinda yerini alan bir uhde.. Bisikletle sahil turu.. Bu hafta neendir bilinmez! karar verdim. Maddi olarak zorlanacak ta olsam yinede gidiyorum dedim ne olursa olsun... Ve gunu geldi catti. Bisikletim sirt cantam, cadirim, olta takimlarim ve gerekli hemen hemen hersey hazir su anda. Ben hazirmiyim? evet sanirim.. uzaklasmak tek basina kilometrelerce pedal cevirmek ve kendinle basbasa kalmak o kadar cazip geliyor ki su anda tamamen hazirim diyebilirim. Oyle bir guzergah secmek durumunda kaldim ki sanki birine gidiyor gibi oldu.. ama kimseye gitmiyorum aslinda. kendime bile degil.. bir yere bile degil bu gidis.. sadece gitmek yolda insanlari gormek onlarla konusmak sonra devam etmek. bir kac domates biraz beyaz peynir biraz ekmek... restoranlardan, marketlerden ve insanlarin oturup hizmet almaktan keyif aldigi heryerden uzak dolasmak durmak.. Sanirim buna cok ihtiyacim var...


kendime bisiklet kaski bile aldim.. eldivenim mataram ve dezenfektan ilaclarim da hazir.. kene korkusu da yok hic icimde.. Gidiyorum ben bir kac saat sonra..


Sabahin 5 inde cikip herkes uyurken kacmak istiyorum bu sehirden.. uzaklasmak lazim daha insanlar kalkip caysuyunu koymadan benim sehirden cikmis olmam lazim..


Gidiyorum ben.. Bisikletle.. uzun mesafelere... hemen hepinizin en az bir kez hayal ettigi sekilde hemde.. belki size de ilham olur bu gidisim.. Belki sizinde hayatinizdan bir "keske"niz azalir benim gibi...


Gidiyorum ben...
haydi eywallah...

7 Şubat 2008 Perşembe

Bilmem nerde?


Dunyamizi ne kadar taniyoruz? Yada tanisak ne olur tanimasak ne olur... Aslinda bir bakima oyle.. Amerikadaki halkin belkide %90 Turkiye'nin nerede oldugunu hatta savastiklari Irak'in nerede oldugunu bilmiyor ama devletleri butun dunyanin isine karismakta hic sakinca gormeyecek kadar kustahlasabilecek madi ve politik guce sahip olabiliyor. O yuzden genel kultur olarakta olsa bilmesekte olur tabi.. ama ben soyle bir baktim ve ne nerede kendimi test ettim bu sitede.. Ben 10. seviyeye kadar ulastim 3. denememde bakalim siz ne kadar biliyorsunuz dunya siyasi cografyasini..

http://www.minijuegosgratis.com/juegos/hwdykyworld/hwdykyworld.html?a456=c6ba